Ekim 1917 devrimiyle çarlık Rusya’sını deviren Bolşevikler SSCB’ni inşa etmeye çalışırken 1922-1928 arasında izlenen aşırı devletçi politikayı bir süreliğine askıya alarak kapitalizme fırsat verdiler.
Bu dönemde tarım ve orta ölçekli küçük sanayilerin mülkiyetine izin veriliyordu.
Mevcut durum zorunlu bir geri çekilmeydi. Uygulanan politikalara
YENİ EKONOMİK POLİTİKALAR, “NEP” deniyordu…
SSCB yönetimi pazar uygulamasına göz yumdu…
Ekonomide sağlanan bu uygulama ile üretim arttı, bolluk oldu.
“Kulaklar” denilen zenginleşmiş köylüler zümresi çıktı ortaya…
Bunlar bir süre sonra sosyalist sisteme sorun çıkarmaya başlayınca, yönetim toprakları ortak kullanıma açarak kulakları tasfiye etti, planlı ekonomiye geçti…
Sovyet planlaması; Emredici, merkezi
Kapitalist planlama; özendiriciydi…
Kulakların tasfiyesinden sonra kolhozlar kulakların yerini aldı. Ürettikleri ürünün büyük bir bölümünü devletin belirlediği fiyat üzerinden devlete satmaya başladı
Artık kolhozlar dâhil kimsenin mülkiyeti kalmamıştı. Herkes sadece kullanma hakkına sahipti. Her üye oturduğu evin bahçesini ve kümesini kullanabiliyordu.
Kolhoz üyesi olan bir aile ürünlerini kolhozun belirlediği fiyatla kolhoza verdikten sonra kışın yemek, veya gizlice daha pahalıya satmak için! Bir çuval patatesi evinde saklar, kolhoza vermez. Adamın 15-16 yaşlarında bir oğlu vardır, her şeyi görür ve kolhoz yönetimine gidip babasını ihbar eder. Kolhoz komiserliği adamı evinin önünde asar, aynı yere oğlunun heykelini diker…
Milli Eğitimde ve bazı özel okullarda görevliler ilkokul çocuklarına şöyle sorular soruyorlarmış. “Babanız, anneniz, ağabeyiniz, ablanız oruç tutuyor mu? Devlet büyüklerini seviyorlar mı? Yoksa küfür mü ediyorlar?
İki örnek var: Bu durumu hangisi en iyi açıklar?
Çocukların tavrı mı? Aile büyüklerinin tavrı mı?
