Sibel ÇAYLAK SARI


*Köprünün Tanıklığı*

Defne, yavaşça gülümsedi. İçinde bir yer hâlâ ağlıyordu ama dudaklarının kenarı yukarı kıvrıldı. “Biz,” dedi, “yarım kalmış bir cümle olalım. Tam bitmeyen, ama unutulmayan.”


Defne, yavaşça gülümsedi. İçinde bir yer hâlâ ağlıyordu ama dudaklarının kenarı yukarı kıvrıldı. “Biz,” dedi, “yarım kalmış bir cümle olalım. Tam bitmeyen, ama unutulmayan.”
“Yarım kalmış cümleler acıtır,” dedi Ulaş.
“Tam bitmiş cümleler de,” diye karşılık verdi. “En azından yarım kalırsak, devamını hayallerimizle doldurarak içimizden yazabiliriz.”
Bu söz, ikisinin de içine oturdu. Ne tam bir vedaydı, ne de kalan son umudun kırıntısı. İkisi arasında asılı duran, adı konmamış bir anlaşma gibiydi.
Ulaş, yavaşça elini uzattı. Defne, bir an tereddüt etti, sonra elini onun eline bıraktı. El sıkışır gibi değil, tutunur gibi değil, sevgili gibi hiç değil. Sanki “tam da burada, tam da bu anda, kabul, tamam” demek ister gibi. İki el, köprünün turuncu ışıkları altında kısa bir an birleşti. Sonra Defne, parmaklarını yavaşça çekti.
“Hoşça kal, ben biraz daha yürüyeceğim,” dedi. “Rıhtımı, bu Serin esintiyi seviyorum. Düşüncelerimi suda seyretmek hoşuma gidiyor.”
“Tam senlik,” dedi Ulaş, gülümseyerek. “Her düşünce bir yansıma, hiçbir şey tam net değil.”
“Hayat da öyle değil mi zaten?” diye sordu Defne. “Hiçbirimiz net değiliz. Sadece… arada bir ışık vurunca parlıyoruz ve kolay vazgeçiyoruz.”
Ulaş, başını eğdi. “Yarın… konuşur muyuz?” dedi. Sorunun içinde saklı bir umut vardı.
“Bilmem,” dedi Defne. Bu sefer, bilmem derken gerçekten bilmemenin ferahlığını hissediyordu. “Belki. Belki de konuşmayız. Ama bu geceyi unutmayız. Bu yeter.”
Ulaş, bir şey daha söylemek ister gibi dudağını araladı, sonra vazgeçti. Sadece, “Kendine dikkat et,” diyebildi. Ardından köprünün ayakları arasındaki kalabalığın içine karıştı. Gidişi, gelişi kadar ağır değildi. Yine de Defne'nin içinden bir şey koptu.
Defne, bir süre daha durdu. Suya baktı. Işıklar, artık eskisi kadar parlak görünmüyordu ama hâlâ oradaydılar. Hâlâ yansıyor, hâlâ kırılıyor, hâlâ çoğalıyorlardı. Hayallerini düşündü: Bu şehirden gitmek, yeni bir şeyler öğrenmek, kendi ayakları üzerinde durmak, belki bir gün gerçekten sevdiği bir işi yapmak… Hepsi, rıhtımın ucunda bekleyen sandallar gibiydi. Henüz küreklere asılan yoktu ama var olduklarını biliyordu. Bir gün mutlaka denize açılacaklardı.
Korkularını düşündü sonra. Ailesinin ne diyeceğini, yalnız kalmayı, çevresindekilerin anlamsız bakışlarını, “başaramadı” dedikodusunu, Ulaş'ın gidişini kabullenmeyi… Onlar da suyun dibindeki taşlar gibiydi. Görünmüyorlardı ama ayağın takıldığında acıtan hep onlardı.
Duraksadı, durdu öylece, sandalın ucunda dinlenen martıya takıldı gözü. Bir anlamı olmalıydı yalnızlığının. Derin bir nefes aldı. Erguvan kokulu ışıklar arasından süzülerek gelen denizin hafif tuzlu ve nemli havasını teneffüs etti. Bir nefes daha çekti. Biliyordu ki, her nefes alış bir çözümün kapısını aralardı. Rahatladı, sanki görünmez bir güç koluna girmiş ona hem destek oluyor, hem de arkadaşlık yapıyordu. Rıhtım boyunca yürümeye devam etti. Her adımında, içinden aşağılara doğru akan ince bir sızıyla birlikte hafif bir özgürlük duygusu hissediyordu. Sanki bugüne kadar ertelediği bütün cümleler, bu gecenin karanlığında birer birer dile geliyordu. Yürümeye devam ettikçe omuzlarındaki yükün hafiflediğini duyumsuyordu. Durdu döndü köprüye bir daha baktı. Aslında omzunda kendine yük olan bir şey yoktu. Köprünün ayaklarına bırakılmış gibiydi. Her adımda, duygularına yüklediği anlamsız beklentilerin ağırlığının varlığını ve kurtulması gerektiğini anladı. Olumlu bir dönüşüm yaşanacak kavşakta bulunduğunun farkına vardı. Henüz kimseye söylemediği, hatta kendine bile itiraf edemediği bir kararın kıyısına geldiğini hissetti.
“Belki,” dedi içinden, “ben de giderim bir gün. Sadece bu şehri, bu rıhtımı, bu köprüyü böyle hatırlamak için. Işıkların suya düştüğü, kalbimin kırılıp aynı anda güçlendiği bir gece olarak.”
O anda fark etti: Gerilim, hayallerine karşı değil; kendi teslimiyetine karşıydı aslında. Kendi kendisine kurduğu duvarlarla boğuşuyordu. Ulaş, sadece bu duvarların farkına varmasını sağlayan bir ayna olmuştu. Ona kızmak yerine, minnettar olmalıydı. Bu duyguya erişince rahatladı.
Rıhtımın sonuna yaklaştığında, arkaya döndü. Köprü hâlâ oradaydı; ışıkları yanıyor, fıskiyeler hâlâ suyu gökyüzüne fırlatıyordu. Sanki hiçbir şey değişmemişti. Ama Defne, aynı değildi artık. İçinde bir yer, “Henüz hiçbir şey çözülmedi,” diyordu. Bir başka yer ise, “Ama bir adım atıldı,” diye fısıldıyordu.
Belki de hayat dediği şey, tam olarak buydu. Ne tamamen çözülmüş, ne de tamamen dağılmış; ışıkla karanlığın, hayalle gerçeğin arasında bir yerde, rıhtım boyunca yürüyen bir genç kızın adımları kadar kırılgan ve bir o kadar inatçı.Gerçekle yüzleştiğini hissetti Defne, dünya ve yaşam hayallerdeki gibi gerçekleşmezdi ki. İnsanoğlu birçok sorunla boğuşurken kendini bulurdu. Bu akşam, bu gerçeğin farkına varmıştı. Kıyının nemli ve tuzlu havasını ciğerinin en derinlerine kadar çekti. Sorunlar yaşamak, yapıcı ve gerçekçi çözümler düşünülürse bilgeliğin önünü açardı. Rahatlamıştı, bulutların üzerinden inmiş, yer yüzüne ayak basmıştı. Artık hayalleri olsa da, gerçekleşmeyen olguları kabul edecekti, takılıp kalmayacaktı.
Defne, son kez denize baktı, sonra başını kaldırıp gökyüzüne çevirdi. Neredeyse görünmeyen birkaç yıldız, şehrin ışıklarına rağmen inatla parlıyordu. İçinden, kelimelere dökmediği kısa bir dilek geçti. Sonra, hafif bir tebessümle, adımlarını şehrin karanlık sokaklarına doğru çevirdi. 
Bu gece, rıhtım onun hikâyesini dinlemişti. Bir gün, belki başka bir şehirde, başka bir rıhtım da yeni hikâyelerini dinleyecekti. Ama o zamana kadar, bu ışıklı köprü, yarım kalmış cümlelerinin sessiz şahidi olarak denizin üzerinde parlamaya devam edecekti.

  • BIST 100

    15853,61%-0,12
  • DOLAR

    44,46% 0,28
  • EURO

    51,27% 0,04
  • GRAM ALTIN

    6337,76% 1,47
  • Ç. ALTIN

    10614,40% 0,00
  • Cuma 17.4 ° / 5.9 ° Orta kuvvetli yağmurlu
  • Cumartesi 11.4 ° / 6.3 ° Orta kuvvetli yağmurlu
  • Pazar 14.8 ° / 3.6 ° Orta kuvvetli yağmurlu

Balıkesir

27.03.2026

  • İMSAK 05:30
  • GÜNEŞ 06:54
  • ÖĞLE 13:19
  • İKİNDİ 16:49
  • AKŞAM 19:34
  • YATSI 20:52