Eski Türk inanışlarında gökyüzü, su ve toprak kutsal sayılırdı. Bugün de halkımız tarafından Cemre’nin sırasıyla hava, su ve toprağa düşmesi Türklerin doğayla uyumlu yaşama felsefesine uygun olduğu göze çarpmaktadır. İslamiyet’in kabulü sonrasında, cemre düşmesi İslam kültürü ile harmanlanarak bereketin ve baharın müjdecisi olarak görülmeye devam etmiştir. Osmanlı döneminde özellikle Hacı Bektaş-ı Veli ve Mevlana gibi mutasavvıfların eserlerinde mevsimlerin dönüşümü Allah’ın hikmeti olarak değerlendirilmiştir.
Baharın müjdecisi kabul edilen ilk Cemre’nin havaya düşmesinin ardından Susurluk’taki erik ve kayısı ağaçları çiçek açtı. Mahalle sakinleri ve üreticiler, ağaçlardaki çiçeklenmeyi bahar sürecinin başlangıcı olarak değerlendirdi.
Bilindiği gibi Cemre’nin birer hafta ara ile havaya, suya ve toprağa düştüğüne inanılır. İlk Cemre havaya (19-20 Şubat) düştü, ikincisi suya (26-27 Şubat) ve üçüncüsü de (5-6 Mart) toprağa düşecek. Her cemrenin düşüşüyle hava sıcaklığı artar, cemrelerin arasında ise sıcaklıkta küçük de olsa düşüşler görülür.