Son günlerde sosyal medyada, sürüden ayrılıp tek başına yol alan bir penguen gündem oldu. “Nihilist penguen” olarak adlandırılan bu videolar, çeşitli platformlarda milyonlarca kullanıcı tarafından paylaşıldı.
Penguene dolma veren mi ararsınız, Sivas’a götüren mi, ürün reklamını yaptıran mı? Belediyeler’den tutun, Beyaz Saray’a kadar tüm dünya, yapay zeka ile oluşturulmuş nihilist penguen görselleri paylaşıyor.
“Hiçbir şeyin anlamı yok” anlamında olan “nihilizm” ile, sevimli ve masum bir hayvan olan penguen çarpışınca, sessiz, donuk, hayattan bezmiş, ama komik bir karakter çıkıyor ortaya.
Peki nedir bu “nihilist penguen” olayı?
Aslında bu olay yeni değil , 2007 yılı yapımı bir belgeselden kesittir. Belgeselde yer alan bir sahnede, penguenin sürüsünden ayrılarak, bütün sürü gibi okyanusa doğru gitmek yerine, dağlara doğru tek başına ilerleyerek, kendi yolunu seçtiğini görüyoruz.
Sosyal medyada dolaşan nihilist penguen, genelde bir penguen görseli üzerinden hayatın anlamsızlığını, modern insanın tükenmişliğini ve “hiçbir şeyin önemi yok, ama yine de yaşıyoruz” hissini ti’ye alan, bir ironi karakteri.
Bu sevimli penguen de, modern yaşamın tükettiği insanın ve bireysel yalnızlaşmanın simgesi oldu. Birçok kişi de, bu sahneyi kendine göre yorumladı ve kendisiyle özdeşleştirdi. Bilinmeze doğru yürüyen penguen, bazı insanlar için bir başkaldırı, bazı insanlar için özgürlüğe yürüyüş, bazıları için cesaret, bazıları için ise, belirsizliğe savruluştu.
Bize tanıdık gelen aslında neydi biliyor musunuz? Bazen kalabalıklar içinde de kendimizi yalnız hissetmemizdi. Şehri değiştirelim, işi değiştirelim gibi konfor alanlarımızı terkettirecek köklü değişiklikleri haykıran iç sesimizi hatırlatmasıydı. Cesaret edemediğimiz kendi yoluna gitme isteğine penguenin cesaret etmesi ve onda kendimizi bulmamızdı.
Belki de penguen, içimizde susturduğunuz “kendi yolumu çizmeli miyim?” sorusuna, cesaret eden tarafımızdı. Onu izlerken kendinizi gördünüz. Çoğumuz bu soruyu bastırır, sürünün güvenli belirsizliğinde kalmayı seçeriz. Penguen ise, kalmanın artık bir anlamı kalmadığında, kendi yolunda yürümeyi seçiyor.
Sürü güvendir. Sürü, yön verir. Ne yapacağınızı, nasıl yaşayacağınızı, neye inanacağınızı fısıldar. Ama aynı zamanda insanı sessizce yorar. Sürüden ayrılmak ise cesaret ister.
Zirve hiçbir zaman çok kalabalık değildir. Başarıyı, kendi yolunu çizebilen, buna cesaret edebilen insanlar yakalarlar. Sonu belirsiz olsa da, kendi yolunu çizmek cesaret ister.
Belki de ihtiyacınız olan, kendi yolunu çizebilecek cesareti bulmak, kendine güvenmek ve inandığınız yolda kararlılıkla yürüyebilmektir...
