Dikkatle bakılırsa son yıllarda ABD ve İsrail, Ortadoğu'daki müdahalelerde İran etkisindeki bölgelere ağırlık vermektedir. Irak'ta, Suriye, Lübnan, Yemen'de ve hatta kısmen Filistin'de ciddi İran etkisi vardır. İran etkisini zayıflatma kendisini Suriye'de açıkça gösterdi ve ağırlıkla İran etkisini zayıflatıcı inisiyatiflere yeşil ışık yakıldı. Aynı durumun Lübnan'da yaşanacağına dair yorumlar çoğaldı. Nitekim bugünlerde başladı.
Konuya yalnızca Ortadoğu ve İsrail'in güvenliği açısından bakılması meselenin tam manasıyla anlaşılmasını engelleyecektir.
İran üzerindeki ambargo ve kısıtlamaların taraflarına bakarsak ve aynı zamanda İran'la en yakın işbirliğinde bulunan, onunla bugün geçerli ve geleceğe yönelik çeşitli anlaşmalar yapan ülkelere bakacak olursak; Karşımıza öncelikle Çin Devleti çıkacaktır.
Aslında tüm bu gelişmelerin ve öncelik sıralamalarının arkasında yakın geleceğin sıklet ve güç merkezi olacak büyük Asya kıtasında yeni dengelerin kurulabilmesine yönelik çalışmaları da görmek lazımdır. Geniş bir açıdan bakıldığında; Olan bitenlerin temel nedenlerini sıralarken, en başta, hızla yükselen ve Asya'nın doğusunda etkin olan Çin'in Doğu Akdeniz'de ve Ortadoğu'da yayılmasını engelleme çabalarını eklemek gerekir. Her iki coğrafyaya hükmetmek Dünya'ya hükmetmek anlamına gelecektir. Bu da Şimdiki hegemonlar ve Asya’nın yükselen diğer ülkeleri için kabul edilebilir değildir.
Ayrıca, Doğu Akdeniz'deki yeraltı kaynakları AB ülkeleri ve ABD'nin bölgeye yönelik iştahını açan diğer önemli konudur. Bu konuda Türkiye 'yi dışlayacak çeşitli batılı projeler konuşursa da sonuç bölgenin güvenliğini kalıcı olarak kim belirleyecekse onun lehine olacaktır.
