Eskiden kalmadır; ülkenin başkentinin ya da anakentinin
dışındaki yerlere,
“taşra” denilirken, tam karşılamasa da artık “yerel” denilmekte.
Taşra, merkezden, çok yönlü uzaklığı,
çok yönlü
olanaklardan yoksun olmayı,
biraz da eksikliği, geriliği,
yetersizliği de belirtmekte.
"Taşralılık" da ayrıca görgü,
bilgi ve kavrayış yönünden,
hem çoraklığı, hem kısırlığı,
hem de "darlığı" yansıtmakta.
Bugün için ise bu, "vizyonsuzluk" yani bütünü görememe; derinliksiz, sığ, geniş olmama, dar bakma,
bütünü parçaya feda edebilme,
küçük-anlık çıkar ve beklenti hesapları ile davranma;
olaylara ve durumlara akılla değil de daha çok kişisel kurnazlıkla bakma gibisinden
tutumları ifade etmekte.
Taşrada herkes birbirileriyle,
her an yüz göz olduğundan, kaşılıklı "değer verme" ve
"değerli bulma"
konusu, çok kolayca aşınmakta.
Kimilerinin var olan gelişkin yetenekleri,
yeterlilikleri,
özgün nitelikleri,
toplum adına yararlanılabilecek özellikleri, görmezlikten gelinebilmekte hatta çok kolaylıkla örselenebilmekte.
İpe sapa gelmez ve sıradan,
"enti püften" kimi noktalar, yerelde birini topa tutmak için, tereddütsüz yeterli görülebilmekte!
Araba, atın önüne konulup, her şey kişisel önceliklere göre olup, toplumsallık
rahatlıkla ötelenebilmekte.
Toplum çıkarları ise bu durumda, kolayca feda edilebilmekte.
Toplum da buna uygun(teşne) olarak sürüklenebilmekte!
Bu türden siyaset tarzı için de neden “kasaba politikacılığı!” ya da "siyaset esnaflıgı"
denildiği de çok kolayca
anlaşılabilmekte!
Taşra siyasetinde, düşünceler, ilkeler yerine, günlük hatta anlık ilişkiler bile çok şeyi etkileyebilmekte.
Çeşitli aidiyetler,
feodal birliktelikler,
hemşehrilik, inanç, etnik aidiyet vb kimi ilişkiler bile daha öne çıkabilmekte.
Evet, taşradaki tarz-ı siyasette,
toplumsal yarar bir tarafa;
genelde kişisel öndeliklerle,
öncelikler hep en önde gelmekte.
Birçok olumlu, ayırt edici
özellikliklere sahip nice şahsiyetler,
sıradan hasetlik, kıskançlık,
çekememezlik vb tanımsız türlü nedenlere dayalı gerilimlere, kolayca kurban edilebilmekte.
Taşra siyasetlerinde
kimin, neden kiminle olduğu,
kim kime neden karşı,
kimin neden kimlerin yanında oluşu pek bilinmemekte.
Küçücük çıkarlar, beklentiler, kaprisler, derhal öne geçebilmekte;
çapsızlık çok kolayca büyük primler yapabilmekte.
“Kalite kontrol” denilen, terk edilmekte.
Bir kısır döngü ki bu, adeta başı döndürmekte!
Nitelikli, özellikli olanlara önce içerden ateş edilmekte, itibarlar, iğdiş edilmekte.
Hep bir “kafadarlar grubu” her nasılsa bir araya gelmekte ve bu durum böyle sürüp gitmekte!
Taşra siyaseti öyle bir şey ki;
değeri, değerliyi
görmemek için
direnmekte.
Fakat daha uzaktan gelene ise samimiyetsiz öncelik verilmekte.
Önüne adeta
kırmızı halılar
serilmekte!
Kısa vadede sonuç peşindekiler böylece, bir anda "şöhret" ilan edilerek, süreç odaklı olmak ise gürültüye gitmekte!
Taşranın tarz-ı siyasetinde çark, işte böyle dönmekte.
Arslan, kediye boğdurulup ezdirilebilmekte!
İşte böyle!
Taşradaki tarz-ı siyaset “kasaba politikacılığı!” ya da “siyaset esnaflığı!” denilen, böyle arz-ı endam eylemekte ve böyle sürüp gitmekte.
Durum, vaziyet şimdilik böyle, bu kadar ifade edilebilmekte!
