İtalya'nın SİCİLYA Adasındaydık...
Adaya bağlı oldukça sevimli. Kurallardan çok geleneklere göre yaşayan, yaklaşık 50 bin nüfuslu ve tabi emeklilerin sıkıntı çekmeden yaşadığı MİLAZZO kasabasında başka bir yaşam içindeydik...
Tarihi dokusunu bozmadan yaşayabilen sakinlerin kentinde...
Mesela:
Gündüz saat:12 de sokaklar boşalıyor.İnsanlar evlerine çekiliyor. Sanırsınız nüfus sayımı ya da sokağa çıkma yasağı var. Dahada ilginç olanı ise aynı insanlar saat 17.oo de yağmurun birden bire boşandığı gibi alışveriş merkezlerine akıveriyor...
İnanması güç ama, Milazzo da taksi durağı, belediye otobüsü varla yok arasında...
Taksici yok...
Sokakta polis, bekçi, jandarma yok çünkü asayiş berkemal...
Devam edelim:
Uzunca bir sahil, pırıl pırıl bir deniz,
Tablo gibi bir cadde, boydan boya ağaçlandırılmış insanın gözünü alıyor.
Bulunduğumuz yer "ETNA"yanar dağına 85 km.mesafede. Etna'yı göremeyiz ama yine de bulutlar kalkarsa belki bir şansımız olur diye tepeye doğru tırmanırken
Bir de ne görelim; esas sürpriz trmandığımız dağın düzlük bir yerinde bizi bekliyormuş. 20-25 kadar kedi bizi daha doğrusu Nurdan'ı karşılamaya gelmemişler mi?
Sicilya adasının büyük şehirlerinden olan Palermo dan bahsetmeden olmaz.Hele hele her adımı tarih olan dünya kenti Roma'yı geçmek hiç olmaz ama ben şimdilik sadece Palermo,yu özet geçeceğim...
Muhteşem görüntüsüyle katadrel'i-alabildiğine büyük meydanları-heykelleri-Eskiden kalma büyülü görüntüsüyle-tiyatro sahneleri-opera salonları...
Gel de Yılmaz Büyükerşen hocamı hatırlama şimdi. Sevgili hocam: Biz de geç kalan aydınlanmayı ne erken görmüş de aradaki farkın hiç olmazsa bir kısmını kapatmışsınız...
