Hozat üzerinden, Munzur Gözeleri’ne giderken, koç başlı mezar taşlarını görmek üzere duruyoruz. At, koç ve koyun biçimindeki mezar taşları, Akkoyunlular Dönemi'ndeki Türkmen geleneğinden gelmekte. Mezar taşlarında, geleneksel örf ve adetlerin yanı sıra, dini ve mitolojik unsurları da görmek mümkün.
Ovacık şehir merkezi üzerinden, bir doğa harikası olan Munzur gözelerine ulaşıyoruz. Yemyeşil doğası, endemik bitki çeşitliliği, çevresini saran ihtişamlı dağları, dağların arasından fışkıran süt gibi suların birleşmesiyle oluşan Munzur Çayı’ nın oluşturduğu, “Munzur Vadisi Milli Parkı” nı dolaşıyoruz.
İnsanoğlu’nun ayak bastığı her yer, genelde bozuluyor. Buradaysa, doğallık bozulmadan yapılan bir peyzajla taçlanmış, büyüleyici bir manzara karşılıyor bizi.
Munzur Çayı’nın suyu o kadar berrak ve temiz ki, eğilip içesiniz geliyor. Çıra ismini verdikleri doğal mumları satarak geçimini sağlayan Ovacıklı bir kadın ve bir yaşlı adam çıkıyor karşımıza. Çıralar alınarak, isten kararmış taşların arasına çıkılıp, çıralar yakılarak dilekler dileniyor.
Bu yöreler hikâyeler, efsaneler diyarı. Munzur’un da bir efsanesi var. Rehberimizden dinlediklerimizi, sizlere de aktaralım.
“Rivayete göre, Munzur adında çok temiz kalpli, dürüst bir çoban vardır. Munzur, yöredeki bir ağanın sürülerine bakar ve herkes onun iyi niyetini, çalışkanlığını bilir.
Bir gün Munzur’un ağası, hacca gitmek üzere yola çıkar. Günler geçerken, ağasının dönüşünü bekleyen Munzur, bir gün eline sıcak bir yemek alır ve dağlara doğru yürümeye başlar. Köydekiler ona nereye gittiğini sorunca da, Munzur şu cevabı verir:
“Ağama yemek götürüyorum.”
Köylüler buna şaşırır. Çünkü ağa, o sırada Mekke’dedir. Ancak Munzur, kararlı bir şekilde yürümeye devam eder.
Munzur, Mekke’de bulunan ağasının yanına ulaşır ve yemeği ona verir. Ağa bu duruma çok şaşırır. Hacdan döndükten sonra yaşadıklarını köylülere anlatır ve Munzur’un keramet sahibi olduğunu söyler.
Bu olay, köyde hızla yayılır. Herkes Munzur’u görmek için onun peşinden gider. Munzur ise, insanların ilgisinden rahatsız olur ve dağlara doğru yürümeye başlar.
Efsaneye göre, Munzur yürüdükçe elindeki süt kabından yere damlalar düşer. Her damlanın düştüğü yerden de, bir su kaynağı fışkırır. Böylece, bugün “Munzur Gözeleri” olarak bilinen birçok kaynak oluşur.
Munzur, bir süre sonra gözden kaybolur. İnsanlar, onun artık doğayla bütünleştiğine inanır. Kayalardan çıkan berrak sular ise, Munzur’un saflığını ve iyiliğini simgeler.
Yöre halkının efsaneleştirdiği Munzur, temiz kalpliliğin, alçakgönüllülüğün, doğayla uyumun bir sembolüdür.
Bir sonraki durağımız Ovacık ve Tunceli…