Munzur Gözeleri’nden ayrılıp, öğle yemeğimizi yemek üzere Ovacık’a doğru ilerlerken, manzaranın tadını çıkarıp , yol boyunca Munzur Çayı’nı seyrediyoruz.
Dağ keçilerini görür müyüz acaba diye düşünürken, dimdik kayalar üzerinde karşımıza çıkıveriyorlar. İlk önce uzaktan geyik mi acaba diyoruz ama, yakınlaşınca dağ keçileri olduklarını görüyoruz. Kayalarla aynı renk olduklarından, ayırt etmesi zor. O kadar güzeller ki, hayranlıkla seyrediyoruz.
Ovacık’ta öğle yemeğimizi yediğimiz lokantada , yöresel kıyafetleriyle tek başına öğle yemeğini yiyen yaşlı bir ninenin özgüvenine, memnuniyetle gülümserken buluyorum kendimi.
Ülkemizin yüzölçümü olarak en küçük , aynı zamanda en az nüfuslu, ama okuma yazma oranı en yüksek illerinden olan Tunceli’ye geliyoruz.
Birçok medeniyete ev sahipliği yapmış tarihi geçmişi, muhteşem doğası, farklı etnik kökene sahip insanların bir arada yaşamasıyla, derin bir kültüre sahip olan şehir, yıllardır içine kapanmış ve yoğun göç vermişse de, sanki artık kabuğundan sıyrılıp, turizmde ben de varım diyor.
İlk olarak, 2015-2020 yılları arasında gerçekleştirilen restorasyonla, eski kışla binasından dönüştürülen, “Tunceli Müzesi” ni geziyoruz.
Arkeoloji, Etnografya, Sikke, Geleneksel Tarım, Flora-Fauna, İnanç, Taş Eserler ve Yakın Tarih Bölümlerinin ve sergi salonlarının yer aldığı müze, Avrupa’nın En İyi Müzeleri yarışmasında, kendi kategorisinde finale kalmış. Müzeye, “müzelere değer katan bir anlayış ve özveri ile yapılan bir müze olduğu’ değerlendirmesiyle bir sertifika verilmiş. Tunceli Müzesi 2023 yılında da, kendi kategorisinde Avrupa’nın en iyi 3 müzesinden biri ünvanını alma başarısını göstermiş.
Tunceli Müzesi, Alevilikle ilgili bilgi ve buluntuların paylaşıldığı bölümleri ile dikkat çekiyor. Özellikle bir sema töreninin balmumu heykellerle canlandırıldığı bölümden etkileniyoruz. Müzede, binlerce yıllık taş aletler, bal mumu heykelleri, koç ve at biçimli mezar taşları, çömlekler, sikkeler, ok uçları ve madenlerden yapılmış eserler mevcut.
Müzeden çıkıp şehri dolaşıyoruz. Çok küçük bir kent. Hemen dikkatimi, bir kadın kooperatifinin satış mağazası çekiyor. Susurluk’ta da bir dönem, kooperatifleştirme çalışmalarına katılmamdan dolayı, “S.S Ovacık 94 Mahallesi Tarımsal Kalkınma Kooperatifi” ne ait satış yerine, merakla giriyorum. Satış yerinde görevli kooperatif üyesi bir kadınla sohbete başlıyoruz.
Amaçlarının, dayanışmayı sağlamak, doğayı koruyarak insanları sağlıklı gıdayla buluşturmak olduğunu anlatıyor. Bir bitkiyi ekerken, diğer canlıların da o toprakta yaşam hakkı olduğunu savunduklarını, topraklarını asla kimyasal gübre ve ilaçlarla kirletmediklerini, bakliyat paketlemede ambalaj olarak, bez torba kullandıklarını anlatıyor. Bez torbaları da, Pülümür ve Ovacık ilçesindeki kadınlarımıza yaptırıyoruz diye devam ediyor.
Amaçlarının, kooperatif bünyesinde üretim yapan üreticilerin üretimlerinin sürekliliğini, tüketicilerin ise doğal ürünlere kolay ve güvenilir biçimde erişebilmesi olduğunu ifade ederek noktalıyor sözlerini.
Muhteşem doğası, tarihsel geçmişi, efsaneleri, farklılığı zenginlik olarak algılamış insanların yaşadığı kent Tunceli’ye veda ediyoruz.