Sibel ÇAYLAK SARI

Tarih: 10.02.2026 09:34

GECESİ GERDANLIK GÜNDÜZÜ SEYRANLIK ŞEHİR: MARDİN

Facebook Twitter Linked-in

Safran sarısı renginde masalsı evleri göklere doğru uzanan, kadim şehir Mardin’deyiz. Birçok farklı inanç ve kültürden medeniyetlerin doğup büyüdüğü bu bereketli topraklar üzerinde, bir başka zamandayız sanki. 

Bu şehir, tüm bilgeliği ile farklı ırkları ve dinleri kucaklayan, barıştıran, daracık sokaklarından tarih fışkıran, bir açık hava müzesi adeta.

İlk olarak Artuklu dönemi mimari eserlerinden Ulu camiyi geziyoruz. Birçok dizi ve filme ev sahipliği yapmış, PTT binasının önünden ilerliyoruz ve o daracık Mardin sokaklarına dalıyoruz. 

Rehberimiz tarihi sokakların üzerine, altta geçit bırakılarak yapılan ve "Abbara" diye tabir edilen odaları  göstererek, bu yapıların aşağıdan gelecek bir tehdidin veya bir geçişin önünü kesmek için yapıldığını anlatıyor. 

“Abbara” lar, kimi zaman bir sevdanın, kimi zaman da çetin bir hesaplaşmanın mekanı olmuşlar. Aynı zamanda Mardin halkının sıcak havalarda serinlemek, soğuk havalarda ısınmak, yağmurdan, kardan veya sert esen  rüzgardan korunmak için kullandıkları sığınak görevini de üstlenmişler. 

Verilen serbest zamanda, Süryani Katolik Patrikhanesi olarak yaptırılan ve Süryani Katolik Vakfı’ndan, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca satın alınarak  restore edilen ve 2000 yılında müze olarak hizmete açılan “Mardin Müzesi” ni geziyoruz. 

Kırk Haramiler definesi olduğuna inanılan parçalar, müzenin en ilgi çeken koleksiyonlarından. 

15. yy Akkoyunlu Hükümdarı Sultan Kasım tarafından yaptırılan “Kasımiye Medresesi” ndeyiz. Avlusunda bulunan havuzun, İslam’daki su ve insan ilişkisini, şiirsel bir biçimde anlatıyor buradaki görevli.

 Çeşmedeki suyun çıkış noktası doğumu, döküldüğü kısım çocukluk ve gençliği,  ardından gelen ince uzun ark da, olgunluğu ve yaşlılığı simgeliyormuş. Buradan akan su, başka bir havuzda birikiyor ve bu havuz da ölümü sembolize ediyor diyerek anlatıyor.

“Kasımiye Medresesi” nde anlatım yapan ve 3-4 saniyede harika fotoğraflar çeken Memo, size nerede, nasıl duracağınızı söylüyor ve ister tek tek, ister grup halinde video ve görüntülerinizi alıp, rehberiniz aracılığı ile size gönderiyor. Bölge halkının turizme uyum sağladığını görüyoruz.

Mardin için "gecesi gerdanlık, gündüzü seyranlık" derlermiş. Biz de, bu gerdanlığı  görmek için, şehir dışında bulunan otelimizden, rehberimiz eşliğinde eski Mardin’e ulaşıyoruz. 

Daracık sokaklarından geçerek hayranlıkla etrafımızı seyrediyoruz. Rehberimiz, sizi denizi görebileceğiniz bir mekana götürüyorum diye söyleyince, Mardin’de deniz ne arar diye şaşırıyoruz tabi ki.  Mekânın merdivenlerini tırmanıyoruz ve terasından bir bakıyoruz ki, gerçekten karşımızda deniz. İşte “Mezopotamya Denizi” diyor rehberimiz. Yerli halk buraya “Mezopotamya Denizi” der diye ekliyor.

Uçsuz bucaksız Mezopotamya Ovası, ışıklarıyla adeta bir deniz gibi uzanıyor şehrin ayaklarının altında. Kapalı yeri de olmasına ve hava biraz serin olmasına rağmen, terasta oturarak manzarayı seyre ve sohbete dalıyoruz.

                 

                


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —