Oktay UÇAR

Tarih: 20.01.2026 09:39

İSMET İNÖNÜ

Facebook Twitter Linked-in

Türkiye Cumhuriyeti'nin siyasi tarihinde "İkinci Adam" olarak nitelendirilen İsmet İnönü, 1884 yılında İzmir’de doğmuştur. Osmanlı askeri eğitim sisteminden geçerek kurmay subay olarak yetişmiş; Yemen’den Balkanlar’a, Kafkasya’dan Suriye cephelerine kadar geniş bir coğrafyada görev yapmıştır. Ancak biz onu daha çok Mustafa Kemal Atatürk ile olan kader birliğinde ve Cumhuriyet’in kuruluş aşamasında oynadığı aktif rol ile hatırlıyoruz.

         Milli Mücadele’nin başlamasıyla birlikte Anadolu’ya geçen İsmet Bey, düzenli ordunun kurulmasında hayati bir rol üstlenmiştir. Albay rütbesiyle atandığı Garp Cephesi Komutanlığı sırasında kazandığı I. İnönü ve II. İnönü muharebeleri, Kurtuluş Savaşı’nın dönüm noktalarındandır. Bu zaferler, TBMM hükümetinin uluslararası alanda meşruiyet kazanmasını sağlamış ve halkın moralini yükseltmiştir. Mustafa Kemal Paşa, II. İnönü zaferinden sonra kendisine gönderdiği telgrafta "Siz orada yalnız düşmanı değil, milletin makûs talihini de yendiniz" diyerek bu başarının psikolojik önemine vurgu yapmıştır.

         Mudanya Mütarekesi’ndeki başarısının ardından Dışişleri Bakanı ve Baş delegesi olarak Lozan’a gönderilen İsmet Paşa, askeri üniformasını çıkarıp diplomatik bir savaşa girişmiştir. Müttefik devletlerin Osmanlı’dan kalma kapitülasyonları ve imtiyazları sürdürme çabalarına karşı, "Ben buraya Mondros’tan değil, Mudanya’dan geldim" tavrıyla direnmiştir.

         İnönü’nün "tam bağımsızlık" konusundaki ısrarı ve müzakerelerdeki taktiksel sabrı (zaman zaman işitme sorununu diplomatik bir araç olarak kullanması gibi), Türkiye Cumhuriyeti’nin tapu senedi sayılan Lozan Barış Antlaşması'nın imzalanmasını sağlamıştır. Bu antlaşma, I. Dünya Savaşı’ndan sonra imzalanıp hala yürürlükte olan nadir barış antlaşmalarından biridir.

       Cumhuriyetin ilanıyla birlikte Türkiye’nin ilk Başbakanı olan İnönü, Atatürk devrimlerinin uygulanmasında icracı güç olarak görev yapmıştır. Eğitimden ekonomiye, hukuktan altyapıya kadar pek çok alanda devletçi politikaların mimarı olmuştur. Özellikle 1929 Dünya Ekonomik Buhranı sonrasında uyguladığı "devletçi" ekonomi politikaları ve demiryolu hamleleri, dönemin şartları gereği Türkiye'nin kendi kendine yetebilmesini hedeflemiştir.

       Atatürk’ün 10 Kasım 1938’de vefatının ardından TBMM tarafından oy birliğiyle ikinci Cumhurbaşkanı seçilmiştir. İnönü’nün Cumhurbaşkanlığı döneminin en kritik sınavı II. Dünya Savaşı olmuştur. Türkiye’yi savaşın yıkımından korumak için denge politikası izlemiştir. Müttefikler ve Mihver devletleri arasında hassas bir diplomasi yürüterek, Türk ordusunun savaşa girmesini engellemiştir. Savaş sonrası kendisine yöneltilen "Bizi ekmeksiz bıraktın" eleştirilerine, "Ben sizi ekmeksiz bıraktım ama babasız bırakmadım" cevabını vererek bu politikanın insani boyutunu savunmuştur.

      14 Mayıs 1950 seçimlerinde Demokrat Parti’nin zaferi üzerine iktidarı barışçıl bir şekilde devretmesi, Türk demokrasi tarihi açısından bir mihenk taşıdır. İnönü, "Benim en büyük yenilgim, en büyük zaferimdir" anlayışıyla hareket ederek, bir askeri kahramandan demokratik bir muhalefet liderine dönüşmüştür.

      İsmet İnönü, 25 Aralık 1973’te vefat ettiğinde arkasında Osmanlı’nın son döneminden Cumhuriyet’in 50. yılına uzanan devasa bir siyasi miras bırakmıştır. O, sadece bir asker değil; aynı zamanda Cumhuriyet’in kurumlarını yerleştiren bir bürokrat, Türkiye’yi küresel savaşın dışında tutan bir diplomat ve iktidarı seçimle devrederek demokrasiyi kurumsallaştıran bir devlet adamıdır. 

 

Kaynakça

 

Aydemir, Ş. S, İkinci Adam (3 Cilt). İstanbul: Remzi Kitabevi.

Heper, M, İsmet İnönü, TİB Yayınları

Toker, M, Demokrasimizin İsmet Paşa'lı Yılları,Bilgi Yayınevi


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —