Sibel ÇAYLAK SARI

Tarih: 13.02.2026 09:42

KALPLER SEVGİYLE, ALIŞVERİŞ SEPETLERİ DİKKATLE DOLSUN

Facebook Twitter Linked-in

Sevgililer Günü yaklaşıyor. Sevgililer gününün 14 Şubat’ta neden kutlandığına dair yazılı bir kaynak olmamakla birlikte, en yaygın hikâyeyi paylaşalım. 

                

                Sevgililer Günü’nün kökenleri Roma İmparatorluğu'na dayanmakta. Efsaneye göre, III. yüzyılda Roma'da yaşayan Aziz Valentin (Saint Valentine), imparatorun evlenmeyi yasakladığı dönemde gizlice çiftleri evlendirdiği için idam edilmiş. Hristiyan inanışına göre, Aziz Valentin aşkı ve evliliği savunduğu için 14 Şubat’ta anılmış ve bu tarih zamanla “Sevgililer Günü” , İngilizce tabiriyle “Valentine’s Day” olarak kutlanmaya başlanmış.

                En yaygın kutlanma şekli hediyeleşme. Romantik akşam yemekleri, bu akşama özel organizasyonlar, konaklama seçenekleri, romantik kartlar da tercih edilenler arasında.

Sevgililer günü, özel günlerden sadece bir tanesi. Tüketiciyi  kendine çekmek için  firmaların kampanyaları hiç bitmiyor. Anneler günü, sevgililer günü, yılbaşı gibi özel günler geldikçe,  “kaçırılmayacak fırsatlar” da artıyor.  Telefonlarımız ve e-posta kutularımız indirim mesajlarıyla dolup taşıyor, vitrinler kırmızı etiketlerle süsleniyor. 

 

                Tüketici olarak bize düşense, çoğu zaman bu indirimleri “kaçırmamak” adına soluğu Avm’lerde almak olduğundan, bilinçli bir tüketici olmakta fayda var.  Sevgililer günü için alışveriş yaparken, bazı satış taktikleri aklınızda bulunsun isterseniz. 

 

“Son 3 ürün”, “bugün son gün” gibi kıtlık hissi yaratma taktikleri,  “müşterinin yaptığı olumlu yorumlar” ve “yüksek puanlar” gibi sosyal kanıt taktikleri, “bir diş macunu reklamında diş doktorunu konuşturmak” gibi otorite etkisi taktikleri, “3 al 2 öde” gibi paket satış taktikleri sadece birkaç örnek. 

 

                Bunların yanı sıra, önce pahalı ürünü gösterip, sonra daha ucuz olanı cazip kılma ,önce fiyat yükseltip sonra indirimli gösterme gibi taktikler, 1.000 TL yerine 999 TL fiyatlandırarak psikolojik algı yaratma taktiklerini de yaz yaz bitmez. 

 

                 Araştırmalar gösteriyor ki, mağaza kokuları bile, müşterilerin mekânda geçirdiği süreyi uzatabiliyor ve satın alma eğilimini arttırabiliyormuş. 

 

                Yine böyle özel günlerden birinde cep telefonuma sürekli gelen indirim mesajlarına dayanamayarak,  bir Avm’de aldım soluğu. Ancak ürün fiyatlarına baktığımda, fiyatların önce bindirilip sonra indirildiğini görmeyeyim mi?

 

                İki hafta önce gidip baktığımda aynı ayakkabının fiyatı zaten  o kadardı. Fiyat önce yükselmiş, sonra yükselen fiyatın üzerine bir çizgi çekilip, “yüzde otuz”  indirimli fiyat diye tüketiciye sunulmuş. 

 

                Bu durum, tüketicinin sıkça karşılaştığı, ama çoğu zaman fark edemediği etiket hilesidir. Etiket hilesi; bir ürünün gerçek satış fiyatının kısa bir süreliğine arttırılması, ardından “indirim” etiketiyle eski fiyatına düşürülerek, tüketiciye avantaj sağlanıyormuş algısı yaratılması anlamına gelir.

 

                Tüketim kültürü bize hızla karar vermeyi, sorgulamadan satın almayı öğretiyor. Oysa, bir ürünü satın almadan önce gerçekten ihtiyacımızın olup olmadığını da bir düşünmeli ve sorgulamalıyız. 

 

                Siz siz olun, fiyat araştırması yapmadan, özellikle yüklü alışveriş yapmayın. Bilinçli bir tüketici olmak, etiketlere değil, verilere bakmayı gerektirir. Gerçek bir indirimi ayırt edebilmek için birkaç basit, ama etkili yönteme gelin birlikte bakalım. 

Her indirim bir fırsat değil,  bazıları sadece iyi kurgulanmış birer illüzyondur. Öncelikle, ürünün önceki satış fiyatını araştırmak gerekir. Aynı ürünü daha önce görüp görmediğinizi hatırlamak bile, önemli bir ipucu sunar.

İnternetteki alışveriş platformlarında yer alan fiyat geçmişlerini araştırın.  Ürünün haftalar ya da aylar içindeki fiyat değişimini araştırarak yanıltıcı indirimleri açığa çıkarın. Ürünü farklı mağaza ve platformlarda kontrol ederek referans fiyatı belirleyebilir, böylece de ürünün gerçek piyasa değerini anlayabilirsiniz.

 

“İndirimli ürün” ya da “son fırsat” gibi ifadeler yerine, gerçek etiket değişimine odaklanmak gerekir. Yüzde kaç indirim yapıldığı değil, fiyatın gerçekten düşüp düşmediği önemlidir.

 

                Belki de asıl indirim, bilinçli bir tüketici olduğumuz gün başlayacaktır.

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —