Sibel ÇAYLAK SARI

Tarih: 17.02.2026 09:37

MOR GABRİEL MANASTIRI VE MİDYAT

Facebook Twitter Linked-in

Şimdiki  durağımız  UNESCO tarafından Dünya Mirası Geçici Listesi'ne dahil edilen  en eski Süryani manastırlarından birisi olan Mor Gabriel Manastırı. Ahmet Ümit'in “Kavim” romanında da yer alan manastırı görecek olmam beni heyecanlandırıyor.
Mor; Süryanice'de "büyüğüm" anlamına geldiğinden, renk olan mor ile ilgisi yok.  Saygı ve hürmet sıfatı olarak, özellikle azizlerin isimlerinin önünde kullanılmaktaymış.  Manastırın önünde, bizi manastırın rehberi karşılıyor. Manastırı onunla birlikte geziyor ve kendi rehberimizden değil, ondan dinliyoruz. 
Manastırın yapım tarihi 1600 yıl öncesine kadar uzanıyor. Kiliseye ismini veren Mor Gabriel, azizlik mertebesine yükselmiş ve burayı yükselten kişi olarak 7. yüzyılda yaşamış birisi. 
Hristiyan dünyası için önemli bir yere sahip olan manastırda, Hz. İsa'nın doğudan dirileceğine inanıldığından dolayı, din adamları oturur pozisyonda ve yüzleri doğuya dönük olarak gömülürlermiş. 
Her bir nişte onlarca mezarın olduğu yerde, en ilginci Mor Gabriel'in mezarı. Bunun sebebi de,   mezarının diğer mezarlara nazaran ayak altında olması. Rivayete göre, ölmeden önce vasiyetinde “mezarının ziyaretçilerin ayaklarının altında olmasını” istemiş. 
Manastırın içinde mutfak, buluşma yeri, eğitim mekanı gibi farklı bölümler bulunuyor ve  şu anda 60 civarında kişi yaşıyor. 16 asırdır manastır yaşam tarzı ve geleneğini yaşatabilen ender manastırlardan.
Manastır gezimizin ardından, yukarı Mezopotamya'nın bir parçası olan tarihi Midyat'a ulaşıyoruz. Rehberimiz  Midyat'a özgü gümüş işleme telkâri takı, dibek kahvesi, badem şekeri, cevizli sucuk, Süryanilere özgü yiyecek ve içecekler almamız için bizi serbest bırakıyor. 
Ezan seslerinin çan seslerine karıştığı, sokaklarında  Gabriel  ile Yusuf'un kardeşçe top oynadığı, hoşgörü kenti Midyat, tıpkı Mardin gibi “dillerin ve dinlerin şehri” görüntüsüne sahip bir müze kent.
Buradaki konaklar, birçok dizi ve filme ev sahipliği yapmış. Birçoğu otel , restaurant  ve kafeterya olarak kullanılıyor ve halâ, Sıla'nın konağı, Hükümet Kadın filminin çekildiği ev, Hercai konağı diye anılıyorlar. Dizi ve film sektörünün turizm sektörüne olan katkısına bir kez daha tanık oluyoruz böylece. 
Tabi ki, tik tok, instagram fenomenleri de var. Tarihi sokaklarda dolaşırken görüyoruz ki, sosyal medyada fenomen olan yöresel şal bağlayanlara ilgi çok fazla. Yöresel şalları satın aldığınızda, başınıza bağlıyorlar ve siz bu şallarla fotoğrafınızı çektirebiliyorsunuz. 
Safran sarısı köşkleri, kemerli kapıları, minaresi yükselen gong kulelerine sahip Süryani kiliseleri ile Midyat'tayken kendinizi, Orta çağda bir şehirde gibi hissediyorsunuz. Tarih kokan evlerin çevrelediği sokaklarında gezerken, Süryani kültürünün izlerini her köşede hissedebiliyorsunuz. Bu sokaklarda yürümek, sizi tarihin izini sürüyormuşsunuz gibi hissettiriyor. Taş evler adeta zaman tünelinden çıkmış gibi. Tarihe tanıklık etmiş bu sokaklarda yürürken müthiş bir dinginlik  doluyor içinize.
Midyat, geleneksel taş işçiliğinin en eşsiz örneklerini sunan evleri, değişik dinlere ve kültürlere sahip birarada yaşayan halkı, el işi sanatlarının binbir örneğini göreceğiniz sokakları, ünlü konakları ile büyüleyici bir atmosfer.
Tarihi bir konağın terasında kahvelerimizi yudumlarken, seyrine doyulmaz şehirde güneşi batırıyoruz. Zaman sanki duruyor. İçimize bir huzur doluyor ve biz, yüz yıllardır geçmişin sırlarına tanık olan, izlerini saklayan bu masalsı şehre veda ediyoruz…
 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —