Memet Fuat, “Yaşlı Bir Şaire Mektuplar” kitabında şöyle der:
“Sabri Altınel gibi bir şair geliyor, kitaplar yayımlıyor, bir toplu çıkışın içinde olmadığı, şaklabanlıklar etmediği için bir köşede ilgilerden uzak yaşıyor, sonra bir gün ölüyor, yazdıklarının bir bölümü dergilerde kalıyor, kimsenin aldırdığı yok.”
Kim mi Sabri Altınel?
Cemal Süreya’nın “Türkçenin tadını çıkaran bir şair. Düşüncenin şairi.” dediği Türk Şiirinin en güçlü isimlerinden biri…
Ve Susurluklu…
16 Nisan 1925’de Demirkapı’da doğdu; 19 Ekim 1985 yılında İstanbul’da vefat etti.
Çocukluk ve ilk gençlik yıllarını Demirkapı köyünde geçirdi.
Balıkesir Lisesini bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden mezun oldu.
Saint Joseph Lisesinde öğretmenlik yaptı,
Saint-Michel Fransız Lisesi edebiyat öğretmenliğinden emekli oldu.
Oğlu Ahmet Altınel, Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı’nda Doçent, yeğeni Prof. Dr. Kuban Altınel, Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi. Halasının kızı Olcay Su da hâlâ Demirkapı yaşıyor.
İlk kez 2012 yılında Sabri Altınel hakkında yazmış; şairimizin Susurluklu olduğunu anlatmış, “İnsanın Değeri”, “Kıraçlar”, “Zamanın Yüreği”, “Şiirler” ve “Kentin Küçük Sokağı” adlı kitaplarından söz etmiş, şiirlerinde Susurluk’un ve bu toprakların izlerini taşıdığını bir vefa duygusuyla vurgulamıştım.
O güne kadar varlığından bile haberimiz yoktu bu değerli şairimizin.
Yazımın ardından o yıl belediyemiz bir şiir yarışması düzenlemişti.
Maalesef devamı gelmedi…
2021 yılında Sabri Altınel anısına “Susurluklu yazarlar” olarak bir araya gelip, bir kitap yayımladık.
Biraz hatırlar gibi olduk…
Ama sonra yine sustuk.
Unuttuğumuz, değerini bilemediğimiz, sahip çıkamadığımız birçok sanatçıdan, şairden, kültür insanımızdan biri olarak kaldı ne yazık ki…
Oysa ülkemizin en ünlü yazarları, şairleri, anısını yaşatmak için her yıl bir araya gelip anma toplantıları düzenliyor…
Sanat dergileri, onun için özel sayılar çıkartıyor…
Çeşitli üniversitelerde anısına şiir resitalleri yapılıyor…
Adına şiir yarışmaları düzenleniyor…
Besteciler şiirlerini besteliyor, şiirleri filmlere konu oluyor…
Ama biz Susurluklular olarak kendi şairimize hak ettiği değeri veremiyoruz.
Aslında Sabri Altınel övgüyü, övülmeyi, kendinden söz edilmesini seven biri değildi.
Mesela edebiyat öğretmenliği yaptığı İstanbul Bağlarbaşı Surp Haç Tıbrevank Ermeni Ruhban Okulu’nda, şiiri coşkuyla anlatmış ama şiir yazdığını, şiir kitapları olduğunu öğrencilerine bile söylememişti.
Çünkü onun için önemli olan şiirdi, kendi değil…
Onun yerine şiirleri konuşurdu, “Fazla söz fuzuli” der geçerdi.
Belki de kendi tercihi yüzünden Çağdaş Türk Şiiri’nin en önemli şairlerinden biri olmasına rağmen değeri geç anlaşıldı.
Ama biz geç kalmak zorunda değiliz.
Sabri Altınel bizim şairimiz, bu topraklarda doğdu.
Susurluk’un havasını, rüzgârını, yaşanmışlıklarını dizelerine taşıdı.
Şimdi sıra bizde.
Adını yaşatmak, yeni kuşaklara tanıtmak, onu unutturmamak bizim sorumluluğumuzda…